Kayseri'ye Ağıt


Serdar Güven

Yolu Kayseri'ye düşmüş veya bir Orta Anadolu şehri olduğu için yolu mecburen Kayseri'den geçmiş olanların dikkati ister istemez ya Erciyes Dağı'nda ya da düzenli ve görkemli caddelerde odaklanır.
Erciyes'le ilgili fazladan bir söz etmeye gerek yok. Eteklerini yere yaymış bir gelin gibi Orta Anadolu'da bitiveren Erciyes tüm ihtişamıyla öne çıkar. Ama bir de caddeleri vardır Kayseri'nin. Sürekli olarak büyümeye devam eden bu şehrin düzenli caddeleri Kayseri'yi ilk kez görenlerde bile şaşkınlık yaratır. Modern Türkiye'nin aslında çok tartışılır olan mimari tasarımıyla tastamam örtüşen bu caddelerin arkasında bitiveren yapılar Orta Anadolu'nun modern yüzüyle karşı karşıya geldiğimiz intibaı verir.
Daha çok Kalenderiye ve Güvercine Ağıt adlı romanlarıyla tanınan, 2009 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü sahibi Gürsel Korat, Sokakların Ölümü adlı kitabında Kapadokya merkezli bir noktadan yola çıkarak Türkiye'deki şehirlerin kaybolan sokaklarının izini sürüyor. Kendisi de aslen Kayserili olan Korat, Kayseri ile bir tür sevgi-nefret ilişkisi içinde olduğunu gizlemeden, şehrin görkemini yansıttığı iddia edilen bu düzenli caddelerin aslında sokakların ölümü pahasına ortaya çıktığını vurguluyor. Modern dünyayla birlikte işlevi sorgulanır hale gelen, cadde ve site gibi yeni birimlerle yer değiştiren sokakların kaybını tartışmaya açan yazar, Kayseri örneğinden yola çıkarak modern Türkiye'nin hangi düşünsel zemin üzerinde hareket ettiğini de sorguluyor.
Zenginleştikçe betonlaşıyor
Bir ülkenin kendine saygısını sokaklarından anlayabileceğimiz ön kabulüyle yola çıkan Gürsel Korat, sokakların hayatımızdan geri çekilmesiyle ortaya çıkan boşluğun geçmişle bir bağı kalmayan yapılar tarafından doldurulduğunu vurguluyor Sokakların Ölümü'nde. Kitabın çıkış noktası olan Kayseri'nin hangi tarihsel mirasla günümüze geldiği, şehrin bugün övündüğü gelişmişlik düzeyinin hangi bedel uğruna yakalandığını ayrıntılarıyla göstermeye çalışıyor. Zenginleştikçe betonlaşan, Türkiye'deki hemen hemen her şehir gibi İstanbul'u örnek alıp daha fazla büyüdükçe kendine has dokusunu kaybeden Kayseri'yi konu alan Sokakların Ölümü'nde, aslında yazarın asıl derdi Kayseri örneğinden yola çıkarak mimari ile ideoloji arasındaki koşutluğu açık etmek. Korat, kitabın dikkate değer bölümlerinden biri olan “Anıtsal İdeoloji”de, bir egemenlik retoriği olarak heykellerden yola çıkarak Cumhuriyet döneminde dikilen heykellerin nasıl bir anlama sahip olduğunu, birçok dünya şehri ile Kayseri'deki heykellerin ne tür bir ideoloji ile sarmalandığını, bu heykeller arasında hangi türden etkileşimler olduğunu göstermeye çalışırken, günümüzde heykellerin yerini büyük kentsel yapıların aldığını vurguluyor.
Hızla modernleşmek isteyen devletin tutumu ve aniden hızlanan kentleşme oranı nedeniyle Cumhuriyet dönemiyle birlikte kent mimarlığının anlamında bir değişim olduğunu vurgulayan Gürsel Korat, bugün şehir denince akla gelen yegâne unsurun betonarme çok katlı yapıların yarattığı izdiham ve bu izdihamdan pay kapmak için yarışan insanlar olduğunu belirtiyor. Muhafazakâr refleksleriyle bilinen Kayseri'nin, gelişmişlik uğruna eski tarihî yapı ve sokaklarını muhafaza etmekten uzak kaldığı tespiti ise değinilmesi gereken bir diğer önemli konu. Şehrin bir zamanlar sahip olduğu kültürel çeşitliliğin giderek silinip yerine birörnek bir kültürün inşa edilmeye çalışıldığını, şehirdeki iktisadi başarının aynı zamanda şehri yıkıma götüren bir neden olduğunu da öne sürüyor yazar.
Sokakların Ölümü'nde, yüz yıldan beridir yaşanan yıkımın yanı sıra on yıllık bir sürede yaşanan değişimi fotoğrafların yardımıyla gösteren Gürsel Korat'a göre, Türkiye'deki en eski ticaret örgütüne sahip olan, ticaret denildiğinde akla ilk gelen şehir olan Kayseri, bir yandan hızla büyürken bir yandan da eskiye dair olan ne varsa yok etme derdinde. Dünyada yalnızca Orta Anadolu'da göze çarpan, Selçuklu döneminin başlıca mimari örneklerinden olan küçük, dört ayaklı minarelerin bile giderek yok olduğunu, bunun yerine altlarında çarşılar olan camilerin yapıldığını vurguluyor yazar.
Aksan vermeden konuşan Kayseriliyi sesinden bile tanıdığını söyleyen Gürsel Korat, çocukluğunun şehrinin çok kısa bir sürede yok olup yerine başka bir şehir inşa edildiğini gören bir şehir tutkununun ruh haliyle her ne kadar daha çok Kayseri'nin bugünü ve geleceği ile ilgili karamsar tespitlerde bulunsa da, aynı zamanda şehirle bir tür sevgi ilişkisi içinde. Kayseri tarihi üzerine ayrıntılı bilgiler içeren, bir zamanlar şehrin özellikle iktisadi hayatında önemli yer tutan gayrimüslimlere ilişkin önemli bilgiler taşıyan, şehrin önemli şahsiyetlerini de konu edinen, dahası özel bir sesi ve müziği olan Kayseri aksanına ilişkin uzunca örnekler barındıran kitap bir şehir monografisi değil. Sokakların Ölümü, bir romancının kaybettiği şehrine yaktığı ağıt.


Zaman Kitap 7 Eylül 2009




0 yorum: