Edebiyatın "Görevi"

Fernando Botero, Mona Lisa'nın şişman yorumu: Derinde bir bilgi, yüzeyde duyular. Edebiyat için söylediklerimi sinema ve resim için de düşünmek mümkün.



"Romancının amacı, insan yaşamındaki
fiziksel ve ruhsal öğelere, bunların olağandışı
hallerine ilgi duymak, bunlara yönelik merakı
doyurarak okura zevk vermektir."
Thomas Hardy
Gürsel Korat

Edebiyat, işlerinden ve dertlerinden ötürü "bugünü" yaşayan ve olayları bütün olarak algılayamayan insana, yaşama bakma yollarını gösterir.

Aslında din ve felsefe de yaşamla bu amaç doğrultusunda ilgilenir: Felsefe, insan nedir, irade nedir diye sormakla yetinirken, din bunlara yanıt verir ve zamandışı bir emirler dizisini insanın önüne koyar.

Şüphesiz, din de felsefe de, edebiyat gibi bugünün dertleriyle uğraşan, "ölümü uzaklarda bilen" gündelik yaşamın insanına mesafelidir.

Edebiyat, insanın hangi ereksel amacın parçası olduğunu, ahlâkının nereden geldiğini, özgürlüğün bir seçim mi yoksa zorunluluk mu olduğunu -buna benzer bir yığın kavramlaştırılmış bilgi sistemini- tartışmaz; edebiyat bütün bu bilgileri ve soruları insan eylemine, onun eyleminden gelen sorulara dönüştürür. Edebiyat, tüm bilgileri duyguyla anlaşılan, deneyimle sezilebilen, eylemle kavranan bir başka bilgi biçiminin parçası yapar.

Edebiyata bir yığın dinsel, politik, toplumsal ödevler ve görevler yükleyenler, onun yaşama bir bütün olarak bakmasından nefret edenlerdir. Böyle kişiler için, günü yaşayan "insanoğlu" (oğludur mutlaka) o günle ilgili sloganlardan birini yinelerse edebiyat işlevini tamamlar. Edebiyatın insanla değil, tanrıyla veya herhangi bir toplumsal durumla ilgili "farkındalık yaratma" eylemi olduğunu düşünenlerle yollarımı en çok bu nedenle ayırmışımdır.

Aynadaki Kedi
(Yazılıyor! Kristal Bahçe meraklılarına not)

0 yorum: