
12 Eylül maşaları, "servet düşmanı" diyerek üstümüze yürüdüğünde, "Söyleyin ulan Rusya'dan kaç para geliyor" diyerek bize güya soru sorduklarında, sevgili Osman'ı ,o kibar çocuğu beşinci kattan atan polisler, Osman hakkında "kaçıyordu" diyerek tutanak tuttuğunda, işkencede ölen Sarı Kemal'in evinde yapılan aramada Kemal'in hâlâ arandığına dair tebligat bırakıldığında, aynı polisler elinde sallama tesbihle pis pis dolaşan yüzü yanık ve yaralı Balgat katliamı sanığı İsa Armağan'ı hapisten kaçırdığında, bütün savaşın derin devletle solcuların arasında süren bir kavga olduğunu düşünmekte haklıydım.
Bugün derin devletin kadroları el değiştirdi: Ejderlerle savaşanlar ejderlere benzedi. Başbakanın başını çektiği devlet, artık aynı 12 Eylül maşaları gibi sorgudakileri kaçıyor süsü vererek öldürebilir, bu y'nin kuyruğu niye kıvrık diyerek komünizm propagandasından içeri atılan Aziz Nesin'i hatırlatacak biçimde Ahmet Şık'ı bu İmam'ın İ'sinden neyi kastettin diyerek terörist sayabilir, düşünce suçu kavramına daha acımasız eklemeler yapabilir, herkesi bir ve tek kaptan yiyen, aynı şeyi düşünen cemaat çömezleri gibi düşüncesiz hale getirmek için denenmemiş yollar deneyebilir hale geldi.
Seçim bürosu basılıp da orada molotof kokteylleri ele geçirildiği söylenen Sırrı Süreyya Önder'in başına gelenler, Komünizmle Mücadele Dernekleri'nden beri devletle iç içe geçerek solu bertaraf etmeye çalışan ahlâksızların, pis heriflerin, 12 Eylül maşalarının, Osman'ı beşinci kattan atan ve kaçıyordu diye tutanak tutan alçakların, cezaevinden cani kaçıran işkencecilerin yeniden işbaşı yaptığının delilidir. Komünizmle Mücadele Derneği'nin asli üyelerinden Fethullah Gülen, artık sıradan bir İmam değil, bütün derin suçları işleyebilen bir mekanizmanın ruhani lideridir.
Büyük sloganlara ihtiyaç duymadan, sadece "özgürlük" diye bağırarak yollara dökülmenin, sadece kayıtsız koşulsuz özgürlüğü talep edip istemenin bile bu ülke için büyük bir toplumsal devrim anlamına geldiğine artık hiç şüphe yoktur.

0 yorum:
Yorum Gönder