Gürsel Korat
www.gurselkorat.blogspot.com
Okuduğu kitaptaki sarsıcı bir metne, “ah işte bunlar benim düşüncelerim” diyen okura inanmam; bu düşünceyi bir kenara yazıp onu yayan okura inanırım. Çağımızın okuru genel olarak okuduğu kitabın dışını göstermeye, içini küçümsemeye eğilimlidir. “Her şeyi bilirim, ama orada değilim” diye özetleyebileceğim bu tavırda, toplumsal yaşamımızın ortalaması durur.
Ne okuduğunu başkalarıyla dedikodu yaptığı sırada anlayabilen, başkasının gözüyle bakmadan kendi sözü olmayan okur, evini, işini ve yaşını nasıl algılıyorsa, sanatı da öyle algılar: “Bu nedir”, değil; “beni nasıl gösteriyor?”
Gürsel Korat, Kristal Bahçe, 2003
"Nasıl ki doğa zihnimize sızmaya çalışan madde ise, sanat da madde halinde kendini dışa vuran zihin demektir. Dolayısıyla en sığ ve en kaba tezahürlerinde bile sanat hem duyulara hem de ruha seslenir. (...) Sanat meselelerinde tercih yapmak bir görevdir; şu var ki, insan bir kez tercih yapınca artık adil olamaz. Bütün sanat akımlarına eşit davranmak, onları aynı derecede ve tarafsızca beğenmek ancak bir müzayede yöneticisinin başarabileceği bir iştir. Temas halinde olduğumuz her sanat formu, temasımız süresince bize egemen olur ve diğer formları dışlamamıza, reddetmemize yol açar. (...) Teknik gerçek anlamıyla kişiliktir. Sanatçı işte bu nedenle tekniği öğrencisine öğretemez ve öğrenci tekniği öğrenemez; yine bu nedenle ancak eleştirmen anlayabilir tekniği. Büyük şair için müziği yaratmanın tek bir yolu vardır, kendininki. Büyük ressam için tek resim yapma tarzı sözkonusudur: kendi tarzı."
Oscar Wilde, Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil
Copyright (c) 2009 gürsel korat.
Blogger Templates created by Deluxe Templates.
Based on Mephistoblog design.
0 yorum:
Yorum Gönder