Zenne ve Kuirfest
on 18 Kasım 2011 Cuma
Etiketler:
Zenne Filmi Hakkında
17 Kasım akşamı Birinci Queer Filmleri Festivali kapsamında Ankara Büyülüfener’de izlediğim Zenne filmi, cinsiyetçi ideolojiye karşı insani bir reddiye olarak etkileyici görünüyor. Fakat bu reddiyenin sanatsal yönden çok ideolojik içerik bakımdan etkisinin öne çıktığı ve filmin hep bu açıdan değerlendirildiği –üzülerek- söylenmelidir.
Belki de bütün “ilkler” heyecanları, yeni oluşları ve kusurlarıyla “yol açıcı” oldukları için güzeldir; bu heyecan içinde Zenne’nin estetik yapı içinden değil, toplumu saran despotik cinsiyetçi ideoloji üzerinden tartışıldığını ve öyle tartışılmaya devam edileceğini anlıyorum.
Kendi cinsleri üzerindeki baskıdan bunalmış queer’ların, gala gecesinde, cemaat ruhunun galeyanına kapılıp konuyu estetikten cinsel kimlik tartışmaları alanına sürmeleri bu ideolojik içeriğin bir sonucu olsa gerektir.
Filmin bütün düğümleri iki anne üzerinden atılıyor; özellikle Tilbe Saran’ın vardığı oyunculuk düzeyi çok etkileyici görünmekle birlikte babalar ilginç bir biçimde -veya anlaşılır nedenlerle- yok hükmündeler. Dansçılık filme adeta yapıştırılmış ve danstan çok bir ayin ritüeline benziyor. Dansçıya inanmak zor, nerede dans eder, dans ettiği yere nasıl girilir, oraya kimler gider, dansçı olmanın yanısıra fal bakması hangi ilişkilerin ürünüdür, anlaşılmıyor. Yine dansçının askerlik şubesinde başına gelenler nelerdir, bilmiyoruz. Yine, temel bir kural olarak filme adını veren kişinin dramının anlatılması gerekirken, film, bu ada göre yan kahraman olarak kabul edeceğimiz kişinin hikayesini anlatıyor.
Bu yönüyle Zenne bir sanatsal model olarak değil, bir eylem modeli olarak önem taşıyor. İşte bu kıymetli tavır, tam da sırası olduğu halde, filmin fotoğrafçı-belgeleyici kahramanla, onun sevgilisinin dramını anlatmak bakımından beylik bir konuya dayandığını söylemeyi güçleştiriyor.
Önemle hatırlatmak isterim, kutsal savaşçıların hikayesini anlatan bir filmde galeyana gelmiş cemaatin taşkınlıklarından da, politik bir filmin izleyicilerinin politika propagadasına girişmesinden de hoşlanmayız. Bu ölçüt eşcinselliği konu alan filmleri de bağlamalıdır; her konudaki filmin “estetik kapsamda tartışılacağı” bir ruh olgunluğuna varmak, hem eşcinseller hem de sair cinsel kimlikler için elzem görünmektedir.


0 yorum:
Yorum Gönder