İnsan Evlatları





Gürsel Korat 


Treblinka yakınlarında bir tren çuf çuf ediyor, Yahudi çocuklarını ve kadınlarını taşıyarak toplama kampına giriyordu.
Naziler ölü Yahudi çocuklarına “pirzola” diyordu.
Ben o zaman doğmamıştım ama Alman olarak doğmuş olsaydım, “Ben bir Yahudi’yim” derdim.

Üstelik İsa’yı çarmıha geren Yahudi kolu Ferisilerden biri olsaydım,  doğmamıştım ama orada olsaydım, “Ben bir İsevi’yim” derdim.
Katin ormanlarında Stalin Polonyalıları kurşuna dizmişti, doğmamıştım, orada olsaydım “Ben bir Lehliyim” derdim.
Saint Barthelmy katliamında öldürülen Protestanların arasında eli kılıçlı bir Katolik olsaydım, “Ben bir Protestanım!” diye bağırırdım.
Kerbela’da Hüseyin’in yanında olsam ne derdim bilmiyorum, öldürenler Müslüman’dı, ölen de peygamberin torunuydu. Fakat Sivas’ta Yavuz Selim’in yeniçerileri arasında olsam kazan kaldırır, “Ben Şia’danım!” diye haykırırdım.
Cezayir’de Fransız lejyonundan bir asker olsam, “Bir bir Arap’ım” der ve kurşuna dizilmeden önce atak davranıp kendimi vururdum. Kuzey Amerika’da Navajo, Güney’de Aztek kılığında dolaşır, Güney Afrika’da beyaz tenimle “Ben bir zenciyim” diye bağırırdım.

Sonra doğdum, nasıl doğduğumu hatırlamıyorum, aklım erdikçe yeni katliamlar gördüm, onların karşısında durdum.
Halepçe’de Kürt; Hocalı’da Azeri; Sincan’da Uygur oldum;  Hiroşima’da nükleer bombanın etkisiyle sakat doğmaya devam eden Japonlardan bir Japon’dum. Kamboçya’da ölüm tarlalarında çalışan zavallıların yanında çarptı kalbim; Vietnam’da Amerika’ya, Filistin’de İsrail’e meydan okudum.
Azeri’yim, Arap’ım Japon’um demem kimsenin zoruna gitmiyordu. Ne olduysa o sıra oldu, birden Hrant’ı vurdular. O zaman da ne yapayım, “Ben bir Ermeni’yim” diyenlere katıldım ve o sözü ben de deyiverdim.

Ne söz söylesem anlar gibi görünen vatan evlatları bir bu sözümü anlamadı. Geçenlerde bir bölüğü Taksim’e çıktı ve “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz!” diyerek yürüdü.
Düşündüm ve onlara hak verdim.
Anladım ki ben kim tarafından öldürülürse öldürülsün ona acıyabildiğime göre, pek çok anam babam ve pek çok kardeşim vardı. Bütün insanlık anam, bütün insanlık kardeşimdi; dinim insanlıktı. Bu yüzden piç olmak benim için bir suç teşkil etmemekteydi. “Piç en fazla annesiyle babasının ürünü olduğundan piç olmayı bile isteye seçmemiştir” diyordum.
Düşündükçe anlıyordum ki bazılarımızın Havva ve Adem’den doğdukları kesindi. En azından buna kuvvetle inanıyorlardı. Tek anlamadığım şuydu: Bütün insanlığı doğuran Adem’in ve Havva’nın çocukları neden piç oluyordu? Düşünüyordum: Aklım “Yaratılanı seveceksin yaratandan ötürü” diyenleri almıyordu, çünkü “Onlar acaba bu piçlerin ve Ermenilerin Allah tarafından yaratıldığına inanmıyorlar mı?” diyordum.
Sonuçta ben hasbelkader piç maymunların, piç sapienslerin evladı olduğumu düşünmekteydim. Bana ne dense müstehaktı; çünkü anası babası belli katilleri sevmektense, piç maktullerin yasını tutuyordum.
Huzursuzdum, aklımdan bir sürü şey geçiyordu. Sonra bir tren geçiyordu ansızın; Treblinka yakınlarındaki bir toplama kampına giriyordu. Bir anaokulundan getirilen çocukların başında Janos Korczak adında pis bir Yahudi eğitimci vardı. Pis Yahudi çocuklarıyla birlikte gaz odasına konulduğunda, biraz sonra gaz verilip öldürüleceklerini bildiğinden, çocuklara bir masal anlatmaya başladı ve “Ben ne zaman derin bir nefes alacaksınız dersem o zaman derin nefes alın” dedi.
Aklımdan çocukların ölümü geçiyordu.
Sonra Yahudi çocukların fırında yakılışı geçiyordu ve seyrek dişli bir askerin “Pirzola!” dediği alnımın ortasında yankılanıyordu.
Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülenler geçiyordu gözümün önünden; ve seyrek dişli bir ademoğlunun bu haberi işitince gülerek “Madımak Kebap Salonu” deyişi de geçiyordu.
Elimde gazeteye bakarken aklımdan bunlar geçiyordu.
Aklımdan, Maraş’ta Alevi kadınların karnındaki bebeleri bile öldürenlerden hesap sormadan, Hocalı’da öldürülen bebelerin hesabını sormaya kalkanlar için bir gaz odası meseli söylemek geçiyordu:
Hayal bu ya, Mecnun’u gaz odasına koymuşlar, “Aaah yapmayın!” diyerek bağırmaya başlamış. İçeri bir gardiyan girmiş ve “Bre divane, hani sen ölüm bile gelse vız gelir tırıs gider diyordun, hani senin için varsa yoksa her şey Leyla idi?”
Mecnun gardiyana bakıp acı acı gülümsemiş: “Ben kendime niye acıyayım be katil” demiş, “Ben baştan ayağa insanlık kesildim, bu insanlığın külleri içinde Leyla’yı da yok edeceksiniz, ona yanarım!”
Bu da Mevlana’dan esin olsun. Kötü ve değersiz Mevlana’dan.

2 yorum: