"SOL, PEZEVENKLER"



                              Kayseri Erciyes İlkokulu bahçesi, 1964. Gürsel Korat sağ başta eli çenesinde..


Ara sıra evimin penceresinden bando sesleri gelir: Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın bulunduğu Yıldız tarafında oturduğum için bu olağan bir şey. Fakat alay bandosu ne zaman prova yapsa zihnimde çocukluğumun okul bahçesi belirir: Önce çelimsiz bacaklarıyla uygun adım yürüyen önlüklü çocuklar geçer zihnimden. Öğretmen her sol adamda komut verir: “Sol, sol .. Sol, sağ, sol…” Zaman zaman da sadece sol ayaklar yere bastığında düdük çalar.
O okulun bahçesinde kavak ve ardıç kokuları arasında dolaşırım. Hava hafifçe soğuktur, 23 Nisan kutlamalarına daha epeyce zaman vardır. Bayrama özel diktirilmiş kırmızı beyaz giysiler, kartondan şapkalar, beyaz çoraplar görürüm. “Yavrukurt” adı verilen çocuk izciler, Amerikan izcilerinden kopya edilmiş kıyafetleriyle yürür. Kızlar bereli, etekli, düdükleri ve şeritleriyle pek bir gösterişlidir, oğlanlar şapkalı ve şortludur, göğüslerinde bir kurt simgesi vardır. Onların dışında kıyafetler pek serbest değildir, yürüyüşün askeri disiplin içinde olmasından başka bir hedef yoktur.
Trampet takımı kendi arasında daire halinde çalışır. Bazıları şaşıracak, karıştıracak olursa takımı çalıştıran deneyimli çocuk, tane tane çalarak ritmi gösterir ve hatta o zamanın para birimine bağlı olarak uydurulmuş bir tekerlemeyi söyler ki acemi olanlar ritmi kavrasın:

On para ver, on para ver
On para yoksa beş para ver

Sonra birden, bu kurt sembolünü uyduranlara pek yakışan, bilgisinden ve görgüsünden emin, alaycı bir yüz belirir gözümün önünde. Bu yüzün sahibi müdür olabilir, çok korkulan bir öğretmen olabilir. O genel yüz, yürüyüş halindeki öğrencilerin adımlarına uydurarak şöyle bağırır:

“Sol pezevenkler sol.. sol.. sol…”

Sol pezevenkler dediğinde sol ayak “sol” sözcüğüne uygun olarak yerdedir, pezevenkler sözü, sağ adım basılıp da tekrar sol adıma sıra gelinceye kadar hızlı bir biçimde söylenir.
Yani okulda ta o yıllarda öğretmenler, yavru kurtları yetiştirir ve “sol pezevenkler” diye bağırırdı.  Okullar askeri marşlar ve bandolarla bayrama katılır, çocuklar savaş çığlıkları atan şiirler dinleyerek evlerine dönerdi. Çocuk bedenler yorgun olsa da, çocuk zihinlerde bando ritmine uygun olarak söylenmiş bir “sol pezevenkler” sözü mutlaka kalırdı.
Hacı hoca takımı o yıllarda, devletle el ele vermişti, 1952’de kurulan “Komünizmle Mücadele Derneği” harıl harıl çalışmaktaydı. Fethullan Gülen’in başını çektiği bu takımın temel propagandası, bütün komünistlerin ahlaksız olduğu yönündeydi. Propagandaya göre komünizmde ana, bacı gibi kavramlar olmayacaktı, komünistler başa gelirse herkesin evi bir kerhaneye dönecekti.
“Sol pezevenkler” sözü bunun için çok kıymetli bir beyin yıkama malzemesiydi.
Zamanla baktım ki bütün yavru kurtlar, Ergenekon’dan çıktığımız masalıyla kurulmuş bir derneğin ve partinin yavruları oldular.  Komünizmle Mücadele Derneği kuranlar, zamanla din merkezli okullar kurdular. Her türlü karanlık icraatın arkasında beliren darbeciler ise, bütün bunları hazırlamış olmanın kıvancıyla mıdır nedir, kurdukları gizli örgütün çekirdeğine “Ergenekon” adını verdiler. Pezevenklikten başka bir şey yakıştırılamayan solun şansına da, her tarafı demirlerle kapatılmış F Tipi cezaevleri düştü. Böylece ahlaksızlıktan arındırıldılar. Çünkü orada zurniklik edilebilecek bir karşı cins olamazdı.
Bu ülke askerinden öğretmenine, kaymakamından valisine, imamından polisine kadar sağcı bir beyin yıkamanın icazetiyle kurulmuş bir düşünce sahasına sahiptir. Burada özgür düşünce oyun çağından itibaren katledilmiştir. Şüphesiz özgür düşünenler çıkmamış değildir, onlara teker teker sıra gelecektir. Menderes’ten devraldığımız popülist provakasyon düşünkünlüğüyle, İnönü’den devraldığımız elit kibrinin bileşimi sonunda kurulmuştur: Bu ülke halktan yetişmiş kibrin ergenekonudur.
Hapiste tutulan solculara ise o demir ağlarla örülü ergenekondan çıkmayı sağlayacak, yol gösterici bir dişi kurt gerekir ki pezevenkliğe devam edebilsinler. Şimdilik sadece 2813 öğrenci ve onbinlerce solcu, kürt ve bilmemneci hapiste. "On para ver, on para ver" diye bağrışanlar ise, müteahhit partilerinin iftar çadırı önünde kuyruğa girmiş, verilecek sadakanın bayramını yapmaya hazırlanıyor.

0 yorum: