ROMANIN YEDİ HALİ








1.Mito-roman (Masal diliyle roman)
Geçmişi masal diliyle yağmalamada en çok heveslenilen türdür bu. Oysa masal ve roman tür olarak bağdaşacak şeyler değildir ve romanın anlatım araçları ve macerası masalı dışlar. Bunun için Propp ve Jung bilmek, dramatürjik tarihe bir göz atmak yeterlidir. Romanın en olmayacak halidir: Şiirle roman nasıl tür olarak ayrıysa, masalla da ayrıdır. Masal yazarak roman yazdığını düşünenleri bu yüzden aklım almaz, doğrusu bu bana klarinet üfleyen kişinin o sırada o sırada havuzda yüzdüğünü sanması kadar mantıkdışı görünür.

2.Memo-roman (Anı tekniğiyle, biyografilere göre yazılan popüler roman)
Otobiyografik veya biyografik nitelikte romanlar roman tarihiyle yaşıttır, bizim erken dönem romancılığımızda da çok benimsenen bir yoldur. Memo-roman tekniği bütünüyle reddedilemez; Moby Dick gibi yazılabilenine de şapka çıkarılır. Fakat bu bir tür “hayatım roman” anlayışıyla sınırlanmış, saraylı, seçkin, yüksek hayatlar yaşayan ve özellikle kadınları anlatan bir roman tarzı haline gelince (özellikle Canan Tan ve Ayşe Kulin’in yazdıkları düşünüldüğünde) edebi olanın ekseni kaymış sayılmalıdır. Edebiyatı Oğuz Atay veya Hemingway’i izleyen bir yerden uzaklaştırıp, yani metin odağından çıkarıp “hayatlar” odağına taşımak bu yolun edebi kavrayışta yarattığı en büyük arızadır.

3.Hero-roman (Kahraman edebiyatı)
Popüler roman yazıcılığının bir başka biçimi olarak batı dünyasının şarkıcıları gibi çok ünlenen Yüzüklerin Efendisi tarzı romanlar, yazarı bir film kahramanı tasarımı yapan kişiye dönüştürdü. Kahraman edebiyatı eril bir söyleme dayanır, ergencedir, karakterin çelişkilerini taşımayan üstün bir kişiyi, tipi anlatır. Kahraman, olayları değiştirebilme gücüne veya potansiyeline sahip kişidir, oysa karakter olaylarla birlikte değişen kişidir. Kahraman, karakterden daha çabuk sahiplenilir ve kitlelerce benimsenir. Edebi olanı kavramak edebi açıdan zorlu bir süreçten geçmeyi gerektirir. Bu nedenle çizgi romanla atbaşı giden bir “erkek yazıcılığı edebiyatı” kolayca rağbet görür. Bunun tarihsel olanı (İhsan Oktay Anar) veya dini bütün olanı (Murat Menteş) biyografik olanı (Elif Şafak) veya polisiye olanı (Ahmet Ümit) fark etmez. Ortada edebiyata ilişkin duruş var mı, buna bakmak gerekir.

4.Reto-roman (Retorikle işi sürükleyen, öyküsüz roman)
Metne “anlatı” adını vermek ve bir hikaye anlattığını önemsemeyip başıyla sonu arasında sanki bir rüya bahçesinde dolaşıyor gibi yazmak yeni moda roman tarzlarından biridir. Okuru kendi çağrışımlarıyla istediği gibi imleyeceği bir yere çağırmak anlamına gelen bu tavırda şiirle romanı birbirine karıştırmış olanların ergence kibri vardır. Tartışmaya bile değmez bir yazıcılıktır.

5.Mono-roman (Tek yanlı propaganda anlayışına dayalı, bütün politik kampların ortak roman anlayışı)
Edebiyatın yüz karası olan bu roman yazma biçimi İslami, Milliyetçi ve “devrimci” edebiyat yapan bütün güdümlü yazarların tavrını kapsar. Kekre olsa da Fatma Karabıyık Barbarosluğu’nu ve Rasim Özdenören’i (İslami referanslara dayananlar kampında) ayrı bir yere koyuyorum. Acıklı olan şey (hapishane, devrim veya din de dahil) her şeyi konu alabilecek olan edebiyatın, dinamik bir üslupla, insanlığı kavrayan bir güçle yapılamayışıdır. Böyle bir propaganda tavrına Marksist söylemle düşünenlerin karşı çıkmaması, Marksizmin dinamik düşünme yöntembilimine aykırıdır.
Mono-roman deyince şunu anlamak mümkün: Edebiyatın başörtüsünden, cumhuriyetten veya işkenceden yola çıkılarak yağmalanması, yahut tarihsel doğruları “ifşa eden” toraman propagandacılıkla iğfal edilmesidir.
Bütün bunlar karşısında pazarın gücüne boyun eğen, olan bitene sessiz kalan, edebi listeleri bu arsız kitapların dışına taşımayan eleştirisizlik ortamı ise başka bir yaradır. Hatta bu propagandacı metinleri “gelenekçi edebiyat” veya “muhafazakar edebiyat” diyerek okşayan sağcı eleştirmenler arasından “kral çıplak” diyen biri çıkacak mı, merak konusudur.

6.Melo-roman  (Melodramla romanın bileşimi)
Duyguların ve olayların abartısına dayanan bir melo-roman tekniği daimi olarak vardır ve bunu da tarz olarak işaretlemek gerekir. (Bunu Masumiyet Müzesi ekseninde ayrı bir yazı çalışması olarak çalıştım.)

7.Poli-roman (Polifonik, diyalojik karakterde, bakış açılarına göre çoğulculuk ekseninde yazılmış roman)
Cinsiyeti, dini, tarihi veya yaşamı ‘biz’ kipiyle algılamayan, “karakterlerine dağılma” özelliği taşıyan, karşıt karakterleri özümseyip onun içinden düşünebilen, empati gücü yüksek, yazınsal tarihi bilgisi derin olan edebiyattır. “Anlatı” yazarak, “diyaloji” sözünü tekrar ederek burada yer edinmek mümkün değildir. Edebiyatımız evrensel olarak işte bu yaratıcılık yolunda damıtılmaktadır ve popüler edebiyatla da ilgisi yoktur.