Yokluk Dövüştürür




Barış içinde yaşamak ve kendi varlığımızdan mutluluk duymak hakkımızdır.
Bunun için yapılacak iş çok basittir:
Polis herkese eşit mesafede dursun, yasaların uygulayıcısı olsun.
Yargı hiç kimsenin vesayetini tanımasın. Bağımsız yargıç güvencesi gelsin.
Siyasal partilerde lider sultasını ortadan kaldıran yasal düzenlemeler olsun.
Üniversiteler bilimsel ve idari özerkliğe kavuşsun: YÖK kaldırılsın.
Herkese etnik, kültürel, cinsel, dinsel, toplumsal varlığını özgürce gerçekleştirme olanağı veren yasal düzenlemeler yapılsın.
Zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılsın, din dersi seçmeli olsun.
Diyanet işleri başkanlığı özerkleştirilsin ve tüm toplumsal kesimleri kucaklayan, yani gayri müslimleri de kapsayan bir din işleri koordinasyon bürosu olarak düzenlensin. Seküler bir yapıya kavuşsun.
Zenginden daha çok vergi alıp yoksula daha çok ücret veren bir ekonomik düzen kurulsun, sendikalar vazgeçilmezimiz olsun.
Temel hak ve özgürlükler katı bir biçimde tanımlansın.
İşte o zaman kavga sona erer.
Oysa, bir bakın çevrenize:
İnsan haklarına ve adalete dayalı bir yargı yok, dövüş var.
Polis herkesin polisi değil, bazı vatandaşlara yakın, bazılarına uzak, korkutucu. Kavganın tarafı: Saldırganlık var.
Bilimsel nesnellik özellikle sosyal bilimlerde üniversitenin kapısından bile girmemiş, YÖK adında bir kurum lök gibi kurulmuş bilimin tepesine, barış yok, huzur yok.
Bilim bu durumda olunca polis, yargıç, öğretmen ne durumda olacak?
Kaygısız bir zaman yok.
Neyin suç olduğu neyin olmadığı belirsiz, polisin sahici delillerle insanları yargıya yönlendirdiği şüpheli. Barış yok.
Başka insanların yaşamına karışmak temel ilke: Şöyle giyineceksin böyle giyemezsin, eşcinselsin, orospusun, imansızsın… Sevgi yok.
Nefret dolu bir söylemle ötekileştirme ta saraydan başlıyor kulübeye kadar iniyor. Fakat ne yazık ki kulübedeki de saraydaki gibi düşünüyor: Bilgi yok.
İnsanlar arabasıyla dümdüz gidemiyor, sağa sola sataşıyor, yol vermiyor, şeridimden çekil diyor, bu yüzden birbirini öldürüyor: Akıl yok.
Liyakatıyla bir görevde olana zor rastlanır oldu. Onu da birilerinin azarlamayacağının garantisi yok.

Babam “yokluk dövüştürür, varlık danıştırır” derdi.

Buna “Akıl dönüştürür” yargısını da ekleyelim ve kürsüden inelim.

0 yorum: